KARAR NOTU - 1
1. Haczin yapılmak istendiği işletmeyi satın aldıkları iddiası olduğuna göre, eğer borçlu halihazırda kullanmaya devam etmiyor ve dolayısıyla birlikte zilyetlik hali yoksa, haczin üçüncü kişinin zilyetliği altında yapıldığının kabulü gerekir.

2. İlk tespitin neticesi olarak İİK m. 99'un (m. 96-97 değil) uygulanması gerekir. Bu çerçevede üçüncü kişi yedi eminliği kabul ediyorsa, alacaklı talep etse dahi haczedilen mallar üçüncü kişide bırakılmak zorundadır.

3. İİK m. 99'un uygulanması sebebiyle istihkak davası açması gereken haciz talep eden alacaklıdır. Borçlu ve üçüncü kişi davalı konumunda bulunur.
4. Kararda üçüncü kişinin dava açmasından söz edildiğine göre, ya borçlu şirketin de en azından birlikte zilyetliği devam etmektedir yahut hatalı bir değerlendirme ile üçüncü kişi dava açmak durumunda bırakılmıştır.
5. Üçüncü kişinin istihkak iddiasına borçlunun da karşı çıkabilme hakkı ve imkânı vardır -zira o malların satılması suretiyle borcundan o nispette kurtulabilecek.
6. Haciz esnasında hazır bulunmayan alacaklı ve borçluya, istihkak iddiasında bulunulmasından bağımsız olarak İİK m. 103 çerçevesinde haciz tutanağını icra dairesinde görebileceğine dair davetiye gönderilmek zorundadır. Ancak bu şekilde haciz işleminden ve varsa ona ait sakatlıklardan alacaklı ve borçlu haberdar olur.
EE
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/13681, K. 2015/1801, T. 29.01.2015 kararı için tıklayınız.
KARAR NOTU - 2
İş mahkemelerinde temyiz süresinin başlangıç anına ilişkin Yargıtay'dan geç kalmış yerinde bir karar!
İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8'inci maddesi uyarınca, iş mahkemesi kararlarına karşı, kararın tefhiminden itibaren 8 gün içerisinde temyiz kanun yoluna başvurulabilir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294'üncü maddesi uyarınca kural, hükmün bütün unsurları ile tefhim edilmesidir. Ancak zorunlu hallerde hüküm sonucunun tefhimi ile yetinilebilir.
Söz konusu iki hüküm birlikte şu şekilde değerlendirilmelidir:
 1- Hiç kimseden gerekçesini bilmediği bir yargıya/sonuca karşı koyması beklenemez. HMK m. 27'de düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı, bir kimsenin kendisini ilgilendirien hukuki durum hakkında bilgilendirilmesini; bilgilendirildikten sonra açıklama ve ispat hakkını ve dikkate alınmayı düzenlemektedir. Eşyanın tabiatı gereği bilgilenmeden açıklama ve ispat olamaz!
2- HMK m. 294 kural olarak hükmün bütün unsurları, özellikle gerekçesi ile birlikte tefhim edilmesini aramış; ancak zorunlu hallerde hüküm sonucu ile yetinilebileceğini belirtmiştir.
3- Şu halde İşMK m. 8 ancak şöyle yorumlanabilir: İş mahkemesi kararına karşı temyiz süresinin tefhimden itibaren başlayabilmesi için, hükmün bütün unsurları ile (m. 297 - özellikle gerekçesiyle) birlikte tefhim edilmesi gerekir. Zorunlu nedenlerle, yalnızca hüküm sonucu tefhim edilmişse, temyiz süresi işin niteliği gereği ancak gerekçeli kararın (esasen hükmün) tebliği ile başlamalıdır.
EE

21. Hukuk Dairesinin ilgili kararı için linki tıklayınız: http://www.kararara.com